Mynet Sohbet


Mynet Sohbet, Mynet Oyun, Mynet Chat, Mynet Sohbet Odaları ve Bir çok Aktivite Sunan Bir Platform.

Chat Odaları


Askainat.Com Bedava Sohbet Chat odaları Sitesi! Türkiye’nin en büyük istanbul , ankara, izmir chat odalarını denediniz mi? ücretsiz chat odaları

Facebook Bu Sefer Ne Yaptı..

İnternetin en büyük ikinci oluşumu olan Facebook yine dikkatsiz hatalar yaparak kullanıcılarını kızdırmaya devam ediyor. Bakın Facebook bu sefer nasıl bir hata yaparak kullanıcılarının öfkesini kazandı.

500 milyon üyesiyle Facebook internetin en güçlü şirketlerinden biri haline geldi. Ancak sitenin yönetimi ve çalışanları tüm bu güçlerine rağmen bir türlü kurumsal kimliğe oturamadılar. Facebook açıldığından bu yana anlık hatalarla kullanıcılarını kızdırmaya devam ediyor.

Peki Facebook bu sefer nasıl bir hatayla insanların tekpsini çekti. Sitede olup bitenleri e-posta ile haber verme sistemi kullanıcılarının isteğine bağlı olarak çalışıyor.

Facebook Bu Sefer Ne Yaptı?

Ancak dün kısa süreliğine bu sistem herkes için aktif hale geldi. E-postalarında bildiri istemeyen kullanıcılar bir anda birikmiş onlarca Facebook haberinin gelen kutularına akın ettiğini fark etti.

Kullanıcıların öfkeli mesajları üzerine durumu düzelten Facebook teknik ekibi durumla ilgili bir açıklama yapmadı. Kullanıcılarına sürekli istekleri dışında hizmetleri kullandırmak isteyen Facebook’un takındığı bu tutum ünlü sosyal ağın üye kaybetmesine neden oluyor.

Twitter’da değişlikler!

Mynet Sohbet

Ünlü sosyal paylaşım sitelerinden Twitter, ana sayfa tasarımında değişikliğe gitti. Bu değişim ne anlama geliyor?

Gelin ana sayfadaki değişikliklere bir göz atalım:

- Zemindeki dünya haritası: Şu ana kadar daha dar ve ‘seçkin’ bir kullanıcı kitlesine hitap ettiğine inanılan Twitter, dünya haritasını ana sayfasına ekleyerek adeta ‘Tüm dünyaya hitap etmeye hazırım’ diyor

- Giriş yapmak daha kolay: Daha önce kullanıcı girişi yapabilmek için, minicik ‘Sign In’ butonunu önce bulmak sonra da, açılan kutucuğu doldurulmak gerekiyordu. Yeni tasarımda kullanıcı adı ve şifre girişi için oldukça büyük form alanları göze çarpıyor.

- Yeni üye olmak daha kolay: Önceki tasarımda giriş yapmak konusundaki zorluk, yeni hesap oluşturmak konusunda da geçerliydi ve ilk etapta açıkta olmayan bir form alanından gerçekleştiriliyordu. Bu alan da açık olarak ana sayfaya taşınmış ve üç kolay soru sorarak hesabınızı oluşturmanızı sağlıyor. Bekli de Facebook’a en çok benzetilecek nokta da bu bölüm.

Facebook’un yaygınlaşmasındaki en temel nokta ana sayfasında yer alan kolay üyelik formu idi. Twitter Facebook’un yedi sorusuna karşılık işi daha da basite indirgeyerek bu sayıyı üçe indirmiş.

- Farklı dil seçenekleri: Bu güne kadar yalnızca İngilizce desteği ile hizmet veren Twitter, 6 farklı dili daha eklemiş. Bu diller Fransızca, Almanca, İtalyanca, Japonca, Korece ve İspanyolca. Bu diller arasında Türkçe ne yazık ki henüz yok.

Ana sayfasını değiştiren Twitter’ın yakında kullanıcı sayfalarında da değişime gideceğini tahmin etmek zor olmasa gerek.

Bu güne kadar belirgin bir reklam hizmeti vermeden yayınını sürdüren Twitter’ın bu konuda çalışmalar yaptığı uzunca bir süredir konuşuluyordu.

Kullanıcı sayfalarında gideceği değişiklikte reklam alanlarının nasıl yer alacağını ve nasıl bir reklam politikası yürüteceğini zamanla göreceğiz.

Sanal Alemin Mağdur Ünlüler

Mynet Sohbet Televizyon, sahne ve podyumların kamuoyu tarafından tanınan birçok ismi, sanal alemde yayınlanan bazı yazılar ve videolar ile sosyal paylaşım sitelerindeki sahte profillerden şikayetçi oldu.

Asayiş Şube Müdürlüğü Bilişim Yoluyla İşlenen Suçlar Büro Amirliğince son 16 ayda yürütülen soruşturmalara göre, manken Şebnem Schaffer’e ilişkin 2010 yılı içinde ”facebook” adlı sosyal paylaşım sitesinde sahte profil açılarak, adına yazışma yapılması ve müştekinin fotoğraflarının birçok pornografik içerikli internet sitelerinde yayınlanması konusunda soruşturma yapıldı.

ntvmsnbc‘nin aktardığına göre söz konusu eylemleri gerçekleştirdikleri belirlenen şüpheliler M.S.Ö. ve E.Y, çıkarıldıkları mahkemece tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla geçen yıl basketbol yorumcusu İsmet Badem hakkında bir sosyal paylaşım sitesinde sahte profil açarak, müşteki adına hakaret içerikli yazışmalar yaptığı belirlenen şüpheli V.Ç, gözaltına alınarak hakkında yasal işlem yapıldı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla yapımcı Erol Köse ve şarkıcı Nihat Doğan hakkında bir internet sitesinde, hakaret içerikli yazılar yazdığı belirlenen şüpheli K.A, gözaltına alındı. K.A. hakkında da yasal işlem yapıldı.

İBRAHİM TATLISES DE ŞİKAYETÇİ

Şişli Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla sanatçı İbrahim Tatlıses’in şikayeti üzerine bir internet sitesinde yayınlanan yazılara ilişkin şüpheli ya da şüphelilerin yakalanması için yürütülen çalışmalar halen devam ediyor.

Şarkıcılar Murat Boz, Volkan Konak, Demet Akalın, oyuncu yazar Pelin Batu, sunucu Uğur Arslan, manken Güzide Duran ve oyuncu Ceren Hindistan’ın şikayetleri üzerine, ilgili başsavcılıkların talimatıyla, ”facebook” ve ”twitter” hakaret içerikli videolar yayınlanması ya da sahte profil açılarak yazışmalar yapılmasına ilişkin soruşturmalar başlatıldı.

Televizyon yapımcısı ve sunucu Acun Ilıcalı hakkında da bir internet sitesinde iftira niteliğinde yazılar yazılmasına ilişkin çalışma sürdürülüyor.

Televizyon programı sunucusu Esra Ceyhan’ın Kadıköy Cumhuriyet Başsavcılığına yaptığı şikayeti üzerine ”youtube” adlı internet sitesi üzerinden müşteki hakkında hakaret içeren videolar yayınlanmasıyla ilgili soruşturma da sürüyor.
Şişli Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla, sunucu Ece Erken hakkında bir internet sitesinde müştekinin rızası dışında fotoğraflarının ve bilgilerinin yayınlanması ile ”twitter” adlı sosyal paylaşım sitesinde hakaret ve tehdit içerikli yazılar yazılmasına ilişkin çalışmalar da devam ediyor.

Dizi oyuncusu Fahriye Evcen’e bir internet sitesinde hakaret edilmesi ile gazeteci Uğur Dündar’ın elektronik posta adresine hakaret içerikli mesajlar gönderilmesine ilişkin faillerin yakalanması çalışmaları da sürdürülüyor.

Facebook’ta Porno Tuzağı

Minnesota’da yaşayan 26 yaşındaki Timothy Noirjean, kurbanlarıyla Facebook’ta arkadaş oluyor, güvenlerini kazanıyor ve haklarında bilgi ediniyordu. Daha sonra bu kişilerin Facebook fotoğraflarını çalan zanlı, bu fotoğrafları porno sitelere verdi.

Noirjean’in sekiz kadının fotoğraflarını çaldığı belirtilirken, yetkililerin bu fotoğrafların porno sitelerden kaldırılmasının mümkün olmadığını açıklaması mağdurlar için ikinci şok oldu.

Polis, 13 ayrı kimlik hırsızlığı suçlamasıyla tutuklanan gencin bilgisayarında 235 kadına ait e-posta adresi, güvenlik bilgisinin yanı sıra kadın isimleri ve fotoğraflarıyla dolu olan 92 dosya ele geçirdi.

Suçunu itiraf eden, ancak yaptığının suç olduğunu bilmediğini savunan Noirjean’in yakında mahkemeye çıkarılması bekleniyor.

Aşk,Youtube, Flaşh, Şiir, Hikaye, fikra, sevgi, cinsellik, mynet Sohbet, Radyo, Chat, Fm, Muhabbet, Video, Muzik, Mp3, Chat Odaları, Sohbet Odaları, Komedi, Güzel sözler

Siyasilerin Twitter Hesapları

Mynet Sohbet Hız belki de içinde yaşadığımız günleri en iyi tarif eden kelime. Dünya, kimilerine göre artık global bir köy. Bunun en büyük sebebi ise şüphesiz erişimin ve paylaşımın çok kolay olması.

Denizaşırı bilgi paylaşımının saniyelere indiği günümüzde siyasi olaylar da anlık olarak milyonlarca kişiye ulaşıyor, etkiliyor. Cep telefonu görüntüleri hükümetler devirebiliyor, kitleleri sokaklara döküyor.

Arap yarımadasında yaşanan yakın geçmişteki olaylar bunun en güzel örneklerinden biri. Bahsettiğimiz bütün bu hızlı paylaşıma izin verense tartışmasız internet. Ve onun üzerindeki Facebook ve Twitter gibi paylaşım alanları. İşte tüm bu nedenlerle artık ülkeleri yönetenler de bu sosyalliğin içinde olmak zorunda. Hem kendilerini anlatmak, hem temas etmek hem de politikalarını savunmak için.

Twitter üzerinden Türkiye merkezli bakarsak en etkili isim hiç şüphesiz Ankara Belediye Başkanı Melih Gökçek. Siyasetten magazine hergün yüzlerce mesajıyla binlerce takipçisine ulaşıyor. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu ve MHP Lideri Devlet Bahçeli de twitter kullanan siyasilerden. Peki dünya genelinde durum ne? Obama’dan Chavez’e onlarca lider twitter’ı aktif olarak kullanıyor; kimi daha resmi kimi daha insani. Belki takip etmek istersiniz diye liderlerin hesaplarını sizin için biraraya getirdik. Her ideolojiye ait karma bir tablo çıktı ortaya, seçim sizin…

@BARACKOBAMA ABD Başkanı

@KRuddMP Avustralya Başbakanı

@PM_Abhisit Tayland Başbakanı

@pmharper Kanada Cumhurbaşkanı

@PrimeministerGR Yunanistan Cumhurbaşkanı

@AlvaroUribeVel Kolombiya Devlet Başkanı

@Presidencia_Ec Ekvator Devlet Başkanı

@NajibRazak Malezya Cumhurbaşkanı

@YLeterme vie Belçika Cumhurbaşkanı

@MedvedevRussiaE Rusya Devlet Başkanı

@jensstoltenberg Norveç Cumhurbaşkanı

@noynoyaquino Filipinler Devlet Başkanı

@presidenciacr Kostarika Başkanlık Ofisi

@Presidencia_Ec Ekvator Başkanlık Ofisi

@HHShkMohd Dubai Emiri

@RT_Erdogan Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı

@PaulKagame Ruanda Ruanda Devlet Başkanı

@johnkeypm Yeni Zelanda Başbakanı

@VDombrovskis Letonya Başbakanı

@QueenRania Ürdün Kraliçesi

@larsloekke Danimarka Başbakanı

@netanyahu İsrail Başbakanı

@sebastianpinera Şili Devlet Başkanı

@chavezcandanga Venezüella Devlet Başkanı

@cbabdullahgul Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı

@SARKOZY_2012 Fransa Cumhurbaşkanı

@Angie_Merkel Almanya Başbakanı

@CFKArgentina Arjantin Devlet Başkanı

@dbdevletbahceli MHP Genel Başkanı

@kılıcdarogluk CHP Genel Başkanı

Aşk bir hastalık mı?

Aşk, yaşanabilecek en karmaşık ve iz bırakan duygu durumlarından birisidir.

Bayramlar, doğum günleri ve yıldönümlerinden sonra modern pazarlama tekniklerinin yaşamımıza kattığı vazgeçilmez kutlamalardan biri de “Sevgililer Günü”, diğer adıyla “St. Valentine Day”. Amerikan Hastanesi Uyku Bozuklukları Kliniği Şefi Dr. Sabri Derman, romantik aşkın bir hastalık olmadığını; yakın çevremizle ilgili farkındalıklarımızın keskinleşmesinde, sosyal farkındalığımızın artmasında, varlığı ve yokluğu ruhumuzun balansını en derinden bozan öğe olan aşk hayatımızı yeniden irdelememizde çok yararlı bir rol oynadığını belirtiyor.

Nasıl evlilik yıldönümleri beraber geçmiş ve geçmemiş zamanların yeniden değerlendirilmesine, yılbaşları daha çok iş ve sosyal yaşamımızın gözden geçirilmesine, doğum günleri yaptıklarımızla yapacaklarımız hakkındaki perspektif ayarlamalarına vesile oluyorlarsa “Sevgililer Günü” de, sevdiklerimizi ve sevemediklerimizi düşünmemize yol açıyor. Psikolojik anlamda bu özelleştirilmiş günler, bizim kendimiz ve yakın çevremizle ilgili farkındalıklarımızın keskinleşmesinde, sosyal farkındalığımızın artmasında, çiçek, çikolata, yemek, tiyatro, mum, hafif müzik, tütsü, kırmızı iç çamaşırı gibi rutinlere ilaveten, varlığı ve yokluğu ruhumuzun balansını en derinden bozan öge olan aşk hayatımızı yeniden irdelememizde çok yararlı bir rol oynuyor.
Son yıllarda dinamik görüntüleme tekniklerinin yardımıyla sadece beyin yapılarının değil, işlevlerinin de renkli resimler ve kliplerle belirlenebilmesi, iki kulağımızın arasındaki 1.350 gramlık et parçasının fiziksel olduğu kadar duygusal alanda da ne denli olağanüstü karmaşık bir yapıda olduğunu bir kere daha ortaya koyuyor.

“Aşka dair” konularda sürpriz sayılacak gelişmelerden bazıları, kadın beyninin gerçekten daha küçük olmakla beraber en az erkek beyni kadar mükemmel olduğunun bunu da gramajdan kaybettiğini “verimli çalışmayla” dengelediğinin gösterilmesi, anatomik yapı olarak, sinir hücresi yoğunlukları, sinirlerarası kimyasal ileticilerin cins ve miktarlarındaki dağılım farklılıkları ve nihayet bilgiyi alma, işleme, depolama ve geri-çağırma konularındaki işlevsel farklılıklar gösterilebilir. Kadınlarla erkeklerin beyni hem yapısal hem işlevsel olarak farklılıklar gösteriyorlar çünkü bazı farklar onların biyolojik olarak üstlendikleri görevleri daha iyi yerine getirmelerini sağlıyor.

İnsanların aşık olacakları ve/veya eş seçecekleri insan hakkında beyinlerinde taşıdıkları şablonların 2 ile 8 yaşlar arasında oluştuğu düşünülüyor. Bu özellikler sadece yakınlarında olan anne, baba, kardeş, bakıcı, akraba, öğretmen, arkadaşlar tarafından değil, sinema, TV, dergi vb. kaynaklarda rastladıkları ve etkilendikleri sanal kişilerle de belirleniyor. Beynin derinliklerinde birçok farklı alanda depolanan bu sevgili/eş resmine uygun bir kişiye rastlayınca, şimdi beyinde romantik aşk dediğimiz bir “kimyasal heyelan” ortaya çıkıyor. Basit bir tetiklenme değil bu! İlk etkileri saniyeler, dakikalar içinde (yıldırım aşkı), daha karmaşık etkileri günler, haftalar içinde beliriyor ve beynimizde – zorlama bir ayırım yaparsak bir çok farklı duygusal ve bedensel olayı harekete geçiriyor. Bunların en önemlileri, otonomik sistemimizi canlandıran dopamin ve noradrenalin salgılarının artması. Testosteron hormonunun artmasıyla artan sex dürtüsünün aksine bunlar, bedensel ve duygusal bir ödüle ulaşma konusunda beynin ve vücudun hedefe kilitlenmesini ve ona ulaşmak için biyolojik anlamda “gaza basmasını” sağlıyor. Kalp atışları hızlanıyor, ateş basmaları, terlemeler oluyor, iştah azalıyor, sevgili dışında her şey ve herkes giderek önem ve açıklık kazanıyor. Konsantrasyon saplantıya varacak düzeylere çıkıyor, uyku kaçıyor, aşık olunan dünyanın en akıllı, güzel, sevimli, iyi huylu bulunmaz hazinesi haline getirilirken bütün olumsuz özellikler beyin tarafından filtreleniyor, çarpıtılıyor ve bastırılıyor. Bu süreç içinde aşık olunana ulaşamama, sadece ulaşma dürtülerini daha da arttırmaya, yanmaya tutuşmaya sebep oluyor. Tahmin edileceği gibi, biyolojik bir sistemin yemeden içmeden uyumadan kısıp metabolizmasını ve beyin faaliyetlerini tek bir kişide yoğunlaştırması uzun süreli olamaz. Bu noktada iki olasılık var: Birincisi sevgiliye ulaşmak, birlikte olmak, birlikteliği sürdürmek ve bunun sonucu “motorun turunu düşürmek” ikincisi, ilgiyi hastalıklı bir saplantı haline getirmek, yıkıcı ve zarar verici fikirleri giderek arttırmak ve sonunda sevgiliye ve kişiye zarar verecek akıl hastalığı düzeyine vardırmak. Cinayetler, intiharlar, yakmalar, yıkmalar bu aşama ortaya çıkan çaresizliklerin olumlu yoldan çözümlenememesi halidir. Eğer sevgiliye ulaşılırsa beyinde farklı hormonlar, oksitosin ve vazopressin gibi kimyasallar, çiftin “aşkın ateşinden” çıkıp, zamanla “oda ısısında” bir sevgiye, güvene ulaşmalarına, karşılıklı saygı ve bağlılığa ulaşmış bir çift olarak çok uzun yıllar beraber olmalarını sağlıyor. Bütün bu anlattıklarım hem insanlardaki laboratuar testleriyle, hem de hayvanlar âleminde yaşayan bazı tek eşli hayvanlarda yapılan deneysel yöntemlerle ortaya konmuş bulunuyor.

Aşk konusundaki anlaşılmazlığın temelinde, sanırım, kavram kargaşası yatıyor. Seks, şehvet, arzulama, üreme dürtüsü, sosyal statü aracı olarak seks alma ve verme, toplumsal baskınlık için elde etme, elde tutma ve elden çıkartma gibi çok farklı duygusal durumlar için “aşk” kelimesi kullanılıyor. Cuma akşamından Pazartesi sabahına “aşklar” yaşanıyor, yenisi bulunana kadar seviyeli beraberliklere giriliyor ve bunların hiçbirisi “romantik aşkı” tarif etmiyor.

Aşkın biyolojik önemi ve temel işlevi, evrim süreci içinde ortaya çıkan ve bizi akıllı maymunların çok ötesinde yaratıklar haline dönüştüren beyin gelişmesi ile ilgili. Bence romantik aşk olmasaydı insan neslinin sürmesi mümkün olmazdı. Bizi nesli tükenmiş maymunsu/insansı diğer primatlarda ayıran en kritik evrimsel sıçrama, üreme yaşına gelmiş insanlar arasında ortaya çıkan “mucizevî” aşk duygusu ve bağlılığıdır. Atalarımızın dört ayaktan vazgeçip ayağa kalkmasının bedeli olarak doğum kanalının küçülüp uzamasına yol açan sürecin, bir yandan beynin büyüyüp özelleşmesine olanak sağlarken, tam gelişmiş büyüklükte bir beyni olan çocuğun normal yoldan doğumunun olanaksız hale gelmesi, nesil tüketecek bir sorun yarattı: Yüz binlerce yıl öncesinin mağara koşullarında aylarca gebe, sonra aylarca-yıllarca aciz bir bebek bakmakla yükümlü olan bir annenin, kendisini ve yavrusunu koruyup besleyecek bir “partner” bulmaya ve elde tutmaya ihtiyacı var! Bu ikilinin, bizim şimdiki babalık kavramı ve bilgilerinin olmadığı bir çağda, seks, şehvet, sosyal üstünlük kanıtlama gibi katma getirileri olmadan birbirine ve yeni doğan bebeğe yıllarca (yaklaşık 3 yıl kadar) “karşılıksız” bakmaları ancak son derece güçlü ve özverili bir duygusal ilişkiyle olur. Bu ilişkiyi yönlendiren duygular ve bunları yöneten fizyolojik sistemler, tıpkı gebelik, doğum, erkenlik, menopoz gibi doğal yaşamın doğal süreçlerinden biri olan Aşk’tır. Ne hastalıktır, ne anormallik. Her insanda biraz farklı ortaya çıkan ve gelişen bir insanlık halidir. Son 8–10 senede evrimsel gerekliliğinden uzaklaşıp daha çok duygu zenginlikleriyle bezenmiş olsa da, aşk yaşanabilecek en karmaşık ve iz bırakan duygu durumlarından birisidir. Üstelik bu haliyle aşk, üreme fizyolojisinin ve neslin sürdürülme dürtülerinin çok üstünde farklı bir düzeye çıkmıştır önbeynimizin gelişmesi sayesinde. Üstelik duygu ağırlığı üstün bu tutkular, sevenler arasındaki cinsiyet, yaş, sosyal statü, ırk, din gibi farklılıkların da üstesinden gelebilecek bir güce ulaşmıştır. Montaigne’in dediği gibi “Her insanda insanlığın her hali vardır”, bu nedenle de insan sayısı kadar çeşitli aşk vardır, her aşk eşsizdir, kendi içinde her birisi güzel ve saygıdeğerdir. Marifet yargıcı olmadan bu duyguyu dürüstçe ve alabildiğine yaşamak, değerini bilmek ve anısına saygı gösterebilmektir

FACEBOOK REKLAMLARI İLE AŞKI ARAYAN ADAM!

Facebook üzerindeki reklamlara hepimiz aşinayız. Şirketler için ayrıntılı hedefleme yapılabilen bu reklamları bu kez, ABD Arizona’danMatt Simpson isimli reklamcı oldukça kişisel bir amaç için kullanıyor.

Mashable’ın haberine göre 32 yaşındaki Simpson Facebook’un reklam platformu üzerinden “uzun süreli romantik bir ilişki” arıyor. Oldukça esnek olan reklam platformunun “detaylı hedefleme” yeteneklerini hakkıyla kullanan Simpson’ın reklamları, sadece aradığı özellikteki bekar kadınların karşısına çıkıyor. Hedefleme detayları ise şöyle:

- Yaşadığı bölgenin 40km civarında yaşayan,
- Yoga, Bikram Yoga, Budizm, Meditasyon, Metafizik ile ilgilenen,
- 28 – 34 yaş arası bekar kadınlar

Bu özelliklere sahip toplam 1940 eşleşme görüntüleyen Facebook’a Simpson, bugüne kadar 19.39 dolar ödeme yapmış. Bunun karşılığında reklamları 30 kere tıklanmış ve sayfasına yerleştirdiği başvuru formu 6 kişi tarafından doldurulmuş.

Kişisel blogunda bir kıyaslama yapan Simpson, Match.com’un aylık üyelik paketinin 34.99 dolar olduğunu ve herhangi bir geri dönüş garantisi içermediğini yazıyor.

Gündelik hayatta kadınları gizlilik ayarları en yüksek seviyede Facebook kullanıcılarına benzeten Simpson, ilk başta sadece fiziksel görünüm ile hedefleme yapabildiğini, Facebook’un ise çok daha spesifik eşleşmelere olanak sağladığını belirtiyor.

Henüz kimseyle buluşamadığını söyleyen Simpson, buna rağmen kampanyasının ilk haftasında 6 kadından olumlu tepkiler almış.

Ne dersiniz? Siz böyle bir reklam yapmayı göze alır mıydınız?

E-Devlet Sosyal Medya’da patladı..

İnternet üzerinden sıklıkla yaptığınız işlemlere şifre uygulaması gelirse ne yaparsınız? Pek tabii şifre almak zorunda kalırsınız. Geçtiğimiz Kasım ayında 500 bin olan e-Vatandaş sayısı, beş ay içerisinde 10 kat artarak 5.5 milyona ulaştı. Bunun nedeni, özellikle Sosyal Güvenlik Kurumu hizmetlerinin e-Devlet platformuna taşınmış olması.

Cnbc-e Business Dergisi’nden Mehmet Kara’nın haberine göre, 2008’de açılan ve Türkiye’de tüm kamu hizmetlerinin internet üzerinden verilebilmesini hedefleyen e-Devlet kapısı son beş ayda sosyal bir patlamaya neden oldu. Buradan hizmet almak isteyenlerin bir e-Devlet şifresi olma şartı arandığı için ilk bir buçuk ayda (18 Aralık 2008-31 Ocak 2009 dönemi) 16 bin kişi şifresini aldı ve e-Vatandaş oldu. Hizmet yelpazesi genişledikten sonra 2009’un sonunda bu sayı 95 bine ulaştı. Kasım 2011’de e-Vatandaş olan kişi sayısında büyük bir artış oldu ve sadece o ay 300 bin kişi e-Devlet şifresi aldı. Son olarak bu rakam Aralık ayında 1 milyon 225 bine ulaştı.

Gün itibariyle, 74 milyonluk nüfusun yaklaşık 5.5 milyonu e-Vatandaş olarak görünüyor. 18 yaş altı 20 milyon kişinin olduğunu da göz önünde bulundurursak bu sayı hiç de küçümsenecek bir sayı değil.

e-Vatandaş sayısındaki ivmeyi yükselten en önemli faktör ise, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun hizmetlerini e-Devlet platformuna taşımış olması. Yani herkes gibi siz de “Ne zaman emekli olurum?”, “Emekli olduğumda ne kadar maaş alırım?” sorularının karşılığını öğrenmek için SGK’nın sitesine girdiğinizde, site sizden bir şifre istemeye başladı. Artık kamu kurumlarıyla ilgili yapmak istediğiniz birçok işlem için PTT’den 1 TL karşılığında alacağınız şifrenizi kullanmanız gerekecek.

Vatandaşın istediği henüz verilmeyen hizmetler

- Kişi üzerine kayıtlı cep telefonu bilgisinin öğrenilmesi
- Emeklilik tarihi bilgisinin öğrenilmesi
- Kişi üzerine kayıtlı araç bilgisinin öğrenilmesi
- Soy ağacı bilgisinin öğrenilmesi
- Adli sicil bilgilerinin sorgulanması
- Konut ve araç vergi borçlarının sorgulanması ve ödenmesi
- Reçete ve ilaç kullanım sürelerinin sorgulanması

e-Devlet şifresinin alındığı yer: PTT

e-Devlet şifresi almanın bedeli: 1 TL

e-Devlet şifresi kaybolduğunda tekrar alma bedeli: 10 TL

e-Devlet kapısını açan kurum: TÜRKSAT

site ekle
Mynet Sohbet | Chat Odaları | Chat | Sohbet Siteleri | Dizi izle | Mynet Sohbet |