Chat Odaları – Artık sanal sevgililer internette öpüşebilirsiniz

Dokunsal iletişim’ size çok heyecanlı bir konu gibi gelmeyebilir fakat, tam da bu konuda bir araştırma sonucunda kullanıcılara, uzak mesafeden öpüşme hissi ileten bir aygıt üretildi.

Electro-Communications Üniversitesi’ndeki Kajimoto Laboratuvarı, bir ağızlık ve dilinizin hareketlerini tanıyan ve bunu bağlı olan diğer bir cihaza aktaran bir yazılım geliştirdi.

Öpüşmek için dil hareketlerinden fazlası gerekli ve Kajimoto’dakilerin tüm bunları yeniden oluşturmak için bir planı bulunuyor. Aygıtın prototipini tanıttıkları videoda ‘Öpüşmenin unsurları arasında tat alma, nefes alış şekli ve dilin nemi de yer alır. Tüm bunların hepsini yeniden oluşturabilirsek bunun gerçekten çok güçlü bir aygıt olacağını sanıyoruz.’ diye belirtiyorlar.

Böyle bir aygıtın kullanılabilirliği konusunda da Kajimoto’dakilerin birkaç fikri var: “Eğer popüler bir kimliğiniz varsa, bu aygıtı kullanıp kaydettiğiniz öpücüğünüzü hayranlarınıza sunmak popülaritenizi artırabilir” diye de ekliyorlar.

Usame Bin Lad`in Ölüm Haberi Twitter`da Rekor Kırdı – Mynet Sohbet


Ladin’in ölüm haberi Twitter tarihinde en fazla paylaşılan konulardan biri oldu. Usama Bin Ladin’in öldürülmesi Twitter’da saatte 12.4 milyon kez Twittlenerek rekor kırdı.

Twitter tarafından yayınlanan istatistiklerde Başkan Obama’nın Bin Ladin’in öldürülmesi ile ilgili resmi açıklamayı yapmaya başladığı andan bitişine kadar saniye başına 4 bin adet Twitt gönderildi. Obama konuşmaya başlamadan önce 1 Mayıs 11.00pm (EST) kullanıcılar saniyede 5106 mesaj göndererdi. Konuşmanın bittiği 11.45′te gönderilen twitt sayısı 5008′e ulaştı.

10.45pm – 2.20am arası saniyede ortalam 3 bin mesaj yazan Twitter kullanıcıları, 2 saat 35 dakikada 27.9 milyon kez Twitter’a mesaj yazdı. 10.45pm – 12.30am arası Twitter kullancıları ortalama saniyede 3440 adet mesaj gönderirken, saatte ulaşılan mesaj sayısı 12.3 milyon oldu.

Dünya Kupası’nda Danimarka’yı yenen Japonya’nın maç sonucu saniyede 3283 kez Twittlenmişti. Amerikan futbol ligi final maçı Super Bowl’da saniyede 4 bin 64 mesaj gönderilmişti. Twitter’daki rekor halen Japonya’daki Yeni Yıl kutlamaları sırasında saniyede gönderilen 6939 mesajla gerçekleşti.

İnternet Özgürlüğünde Türkiye 17. sırada

1972 yılından beri her yıl, politik ve insan hakları ile ilgili Freedom in the World (Dünya’da Özgürlük) raporunu hazırlayan Freedom House, internet özgürlüğü ile ilgili olarak hazırladığı Freedom on the Net 2011 (Nette Özgürlük) raporunu açıkladı.

1 Ocak 2009 – 31 Aralık 2010 tarihlerini 37 ülkeyi kapsayan ve ikinci kez yapılan bu araştırma çarpıcı sonuçları da ortaya koydu.

Ülkemiz, 100 üzerinden aldığı 45 puanla internet özgürlükleri konusunda Kenya, Nijerya, Malezya ve Ürdün’ün ardından 17. Sırada yer aldı. Önceki raporda da yer alan Türkiye, geride kalan bu süre içerisinde 42 puandan 45 puana gerilerken, “Kısmen özgür” kategorisindeki yerini korudu. (Puanlamada internet özgürlüğünün olduğu ülkeler daha az puan, olmayan ülkeler daha çok puan alıyorlar)

Türkiye ile ilgili olarak rapor içerisinde şu ifadeler yer aldı:

İnternet ve mobil telefon kullanımı, Türkiye’de hızlı bir şekilde artarak 2009 yılında nüfusun 3′te 1′inin kullanıma ulaştı. 2001 yılından beri hükümetler, politik içeriklere ulaşım konusunda yasal adımlar atıyor. Çeşitli tahminlere göre 2008′den itibaren -Haziran 2010′da artarak- yaklaşık 5,000 siteye erişim engellemiş durumda. Buna ek olarak, YouTube, Last.fm, Metacafe gibi siteler Google servisleri gibi bazı uygulamalara da sınırlamalar getirildi. YouTube’a sınırlama, bazı videoların bu bölgede yayınlanmaması veya kaldırımasının ardından ancak Kasım 2010′da kaldırıldı. Bunca sınırlamalara rağmen Türk interneti ise etkili. Bloggerlar, toplum bilincini arttırmak adına hükümetin hassas uygulamalarını dahi eleştirebiliyorlar ve en az bir meclis soruşturmasının açılmasını sağlamayı başardılar.

Araştırmanın Türkiye detaylarında ise “5651. sayılı İnternet ortamında yapılan yayınların düzenlenmesi ve bu yayınlar yoluyla işlenen suçlarla mücadele edilmesi hakkında kanun”’un varlığının altı çizilirken, yaptırımın ise net olmadığı ifade ediliyor.

Atılım, Özgür Gündem, Keditör, Günlük Gazetesi ve Fırat Haber Ajansı gibi sol görüşlü sitelere erişimin yasak olduğu ifade edilirken, 225,000 kayıtlı kullanıcısı olan Gabile.com ve Hadigayri.com gibi eçcinsellere hitap eden bu sitelerinin 1 hafta kadar kapatılması raporda yerini aldı.

ESTONYA ZİRVEDE

Özgür ülkeler sıralamasında Estonya, 10 puanla zirvede yer alırken, onu 13 puanla Amerika Birleşik Devletleri, 16 puanla Almanya, 18 puanla Avustralya ve 25 puanla İngiltere takip takip etti.

Bu kategorideki diğer ülkeler İtalya, Güney Afrika ve Brezilya oldu. İran 89 puanla internet özgürlüğü olmayan ülkeler arasında zirvede yer aldı.

Tayland, Rusya, Venezuela, Zimbabve ve Ürdün riskli ülekeler kategorisinde yer aldı.

Tayland’ta 2006 seçimlerinde monarşiye karşı internetin büyük rol oynaması, 2003′ten beri devam eden internete sansür uygulamasını arttırdı.

Aralık 2011′de parlementer seçimlerin, 2012′de de başkanlık seçimin olacağı Rusya’da, blogger’ların tutuklanmasına kadar varan olayların yaşanması bu ülkeyi riskli ülkeler arasına sokuyor.

Aşk,Youtube, Flaşh, Şiir, Hikaye, fikra, sevgi, cinsellik, mynet Sohbet, Radyo, Chat, Fm, Muhabbet, Video, Muzik, Mp3, Chat Odaları, Sohbet Odaları, Komedi, Güzel sözler

Facebook Öğrencilerin Hayatını Mahvediyor

Sosyal medya platformlarını hayatımıza dahil ettiğimiz günden bu yana sosyal hayatımızdan tutun da iş hayatımıza kadar bir çok şey değişti. Sürekli bir şeyleri ‘like’ yapma isteği, 140 karaktere sığdırılmaya çalışılan düşünceler, arkadaşlarımızın bizim nerede olduğumuzu bilmelerini sağlama vs. bu mecraları kullananların günden en azından bir defa yaptıkları rituel haline geldi. Halen geçerli olmakla birlikte eskiden ebeveynlerden sık sık duyduğumuz ‘bilgisayar başından kalkmayan’ gençler artık hemen hemen hepimizin sahip olduğu akıllı telefonlar sayesinde bilgisayar başından kalktı belki ama internete ve – günümüzde de – sosyal medya sitelerine olan bağımlılıklarında bir değişiklik meydana gelmedi.

Sosyal medya sitelerinin yaygınlaşması, kullanımın artması, marka itibarını artık bu mecraların belirliyor olması nedeniyle gün aşırı raporlar, makaleler, araştırmalar ve istatistiki bilgiler yayınlanıyor. İşte bu araştırmalardan bir tanesi üzerinde tartışmalar son bulmayacak gibi duruyor.

Online Education sitesi çeşitli kaynaklardan faydalanarak elde ettiği verilerle sosyal medyanın -özellikle Facebook’un – öğrencilerin hayatlarına zarar verip vermedikleri ile ilgili bir araştırma gerçekleştirmiş. Aslında çeşitli forum sitelerinde yer alan yorumlarda ya da birebir öğretmenlerle konuştuğunuzda onların bu konudan muzdarip olduklarını görürsünüz. Çünkü derste sıkılan öğrencilerin çoğunlukla yaptığı şey, Facebook’ta durum güncellemek ya da dersin ve/veya hocanın ne kadar sıkıcı olduğunu Twitter’da duyurmak! Hal böyle olunca sosyal medyanın üzerine suçu atmak daha kolay hale geliyor. Ankette yer alan bazı olumlu – olumsuz etkiler şu şekilde:

Olumlu

Ankete katılan öğrencilerin %75’i çevrimiçi kaynaklardan faydalanmak için Facebook ve Twitter’ın yarar sağlayabileceğini; hatta, derslerin çevrimiçi çalışma şeklinde gerçekleştirilmesi gerektiğini belirtmiş.

Ayrıca ankette, sosyal medyanın toplum içinde öğrencilerin duygularını ifade etmesinde olumlu bir etkisi olabileceği, özellikle bu mecraları kullananların diğer öğrencilere ve akranlarına göre kendilerini daha ‘kabul edilen’ kişiler olarak gördüklerini ve ders dışı aktivitelerine katıldıkları görülüyor. Facebook’u kullanan %20’den fazla öğrenci (Facebook kullanmayanlarla kıyaslanırsa) kendilerini okula ve topluma daha bağlı hissettiğini söyledi.

Olumsuz

Facebook kullanan ve aynı anda kitapla çalışan kişilerin notlarının, sadece kitaba odaklanan akranlarına göre %20 düşük seviyede olduğu belirtildi.

Facebook kullanan ve part-time işte çalışan kişilerin daha az para kazandığı, haftada ortalama 16 saat çalışıldığı düşünülürse, sadece 5 saat çalışmaya vakit ayırdıkları görüldü.

Her ne kadar Facebook kullananların kendilerini toplumla bir bütün olarak görmesini olumlu etki altına koyduysak da, aynı araştırma, öğrencilerin kendilerini daha depresif veya yalnız hissetmelerine neden olabileceğini de gösteriyor. Araştırmaya katılan öğrencilerin neredeyse yarısı Facebook’taki arkadaşlarından daha mutsuz olduğuna inanıyor ve üniversite öğrencilerinin %25’inin statu güncellemelerinin ağır depresyon belirtileri gösterdiği kaydedildi.

Neticede araştırma belirsizlikler taşıyor. Üniversite öğrencilerinin yaklaşık %96’sının (!) Facebook’ta yer aldığını düşünürsek, sadece gerçekten kendini derslerine adamış ve yüksek ortalama isteyen kişilerin sosyal medyadan vazgeçebileceğini söylemek bile benim için kesinlik ifade etmiyor. Sizce sosyal medya öğrencilerin hayatını daha iyi mi yoksa kötü mü yapıyor?

Google Video 13 Mayıs’ta Kapanıyor

Bu haber özellikle Google Video üzerinden film ya da belgesel izleyen ve YouTube, Vimeo, Dailymotion ya da İzlesene yerine yakın zamana kadar birçok videosunu Google’ın video servisi üzerinden yayınlamayı tercih etmiş kişileri üzecek: Google Video bir daha açılmamak üzere kapanıyor.

Google’ın video yayını rekabetinde yer kapmak için oluşturduğu ancak sonrasında YouTube’u satın almasıyla beraber adeta bir kenara ittiği Google Video, bundan iki sene önce kaldırdığı “upload” seçeneği ile bugünün geleceğine dair bir mesaj vermişti aslında. Şimdi ise kapanış tarihi iyice yaklaşmış durumda. 29 Nisan 2011 sonrasında artık videolar izlenemeyecek ve 13 Mayıs 2011′de de hesaplar silenecek, servis kapatılacak.

Google Video’nun YouTube’a kıyasla en büyük artısı uzun görüntülerin yayınlanabiliyor oluşuydu. Bu yüzden parçalar halinde değil de bütün olarak yüklenebilen videolar sayesinde filmleri ya da belgeselleri izlemek işkence haline gelmiyordu. Servisin bu özelliğinden dolayı da birçok eski Türk filmi Google Video üzerinden keyifle izlenebiliyordu. Bundan sonra benzeri yapımları, eğer kullanıcılar tarafından yüklenirse, YouTube, İzlesene ya da başka bir video yayın servisi üzerinden parçalar halinde izleme şansına sahip olacağız.

Tekrarlayalım: Google Video kullanıcıları videolarını 13 Mayıs’a kadar bilgisayarlarına indirebilecekler. 29 Nisan’dan sonra ise bir daha Google Video üzerinden video izlenemeyecek.

Karara dair kullanıcılara şöyle bir mesaj gönderildi:

Sayın Google Video Kullanıcısı,

Bu ay içinde, Google Video’daki barındırılan video içerikler artık oynatılmak üzere sunulmayacak. 2009 Mayıs ayından itibaren Google Video’ya video yükleme hizmeti durdurulmuştu ve şu anda yüklü durumdaki barındırılan içerikler kaldırılmaktadır. Google Video’nun gücünün, kullanıcıların, web’de nerede barındırılıyor olursa olsun video arayabilmelerini sağlamaktan geldiği fikrimizi her zaman koruduk. Ve bu geçiş, bu teknolojileri tüm dünyada genelindeki arama yapan kullanıcılarımızın yararına daha da geliştirmeye odaklanmamızı sağlayacak.

29 Nisan 2011′de, Google Video’da yüklü bulunan videolar artık oynatılmak üzere sunulmayacak. Video durumu sayfasına eklediğimiz “İndir” düğmesini kullanarak, kaydetmek istediğiniz tüm video içerikleri indirebilirsiniz. İçerik indirmek istemiyorsanız herhangi bir şey yapmanız gerekmiyor. (İndirme özelliği 13 Mayıs 2011′den sonra devre dışı kalacaktır.)

İçeriklerinizi YouTube’a taşımadıysanız, bir an önce taşımanızı öneririz. YouTube, videolarınızı özel olarak paylaşma veya liste dışı olarak yayınlama da dahil, video barındırmaya yönelik pek çok seçenek sunar. Daha fazla bilgi edinmek için buraya bakın.

Aşağıda videolarınızı nasıl indireceğiniz anlatılmaktadır:
Video Durumu sayfasına gidin.
Bir videoyu bilgisayarınıza indirmek için İşlemler sütununda ilgili videonun sağında bulunan Video İndir bağlantısını tıklayın.

Video indirildikten sonra, Video İndir bağlantısının yanında “Zaten İndirildi” ifadesi görünür.
Google Video’da yüklü çok sayıda videonuz varsa, tümüne erişmek için sayfanın sağ alt tarafındaki sayfa denetimlerini kullanmanız gerekebilir.

Lütfen unutmayın: Bu indirme seçeneği 13 Mayıs 2011′e kadar kullanılabilecektir.

Google Video kullanıcısı olduğunuz için teşekkür ederiz.

Facebook’a 1 Dolarlık Tazminat Davası

Sohbet Odaları

Yazar, yapımcı ve müzisyen David Fagin dün Facebook’a karşı 1 dolarlık manevi tazminat davası açmaya karar verdi. Sebebi ise Fagin’in Facebook üzerinden çok fazla arkadaşlık talebinde bulunması ve Facebook’un da Fagin’i spamci olarak etiketlemesi.

AOL News’te yazdığı yazı ile konuyu gündeme taşıyan Fagin geçtiğimiz Şubat ayında artık Facebook üzerinden arkadaşlık talebinde bulunamadığını farketti. Ardından Fagin’in bir arkadaşlık denemesinde daha bulunmasıyla Facebook’tan Sagin’e direk bir uyarı geldi ve bundan sonraki ilk arkadaşlık talebi denemesinde Fagin’in Facebook hesabının bir daha açılmamak üzere kapanacağı belirtildi.

Fagin de yazdığı yazı ile Facebook’un kendisine spamciymiş gibi davranmasını doğru bulmadığını ve bu konuyu mahkemeye taşımayı düşündüğünü anlattı. Fagin ayrıca yazısında mahkeme fikrinden önce Facebook’la birebir temas kurmaya çalıştığını ancak başaramadığını belirtiyor.

Fagin Facebook’a karşı açmayı planladığı 1 dolarlık sembolik dava ile Facebook’un ve kamuoyunun dikkatini çekmeyi planlıyor. Konu şimdiden hukuk camiasının ilgisini çekti ve birkaç avukat davayı üstlenebileceğini Fagin’e iletti. 700 milyon üyeye sahip ve milyarlarca dolarlık piyasa değeri olan bir şirkete karşı kamuyounda ses getirecek manevi bir tazminat davasını açmak her avukatın hayali olsa gerek.

Fagin’in düştüğü durum her gün saatlerce içinde bulunduğumuz sosyal ağların hayatlarımızı ne kadar da ciddi bir şekilde etkileyebileceğine dair güzel bir örnek. Aynı zamanda açılması planlanan bu dava ile görüldü ki sosyal ağların ileride tekrarlanabilecek bu tip durumlara karşı özel bir yazılı politika oluşturması gerekiyor. Ne de olsa hayatlarımızı araç olarak kullanan bu web sitelerinin, hayatlarımıza ne kadar müdahale edebileceği konusu henüz sınırları kalın bir şekilde çizilmiş durumda değil.

Twitter’da Daha Fazla Takipçi İçin Yapılması Gerekenler

Chat

Twitter’daki etki alanınızı genişletmek için yapmanız gereken öncelikli şey takipçi sayınızı arttırmak. Meşhur biriyseniz ya da bir markayı temsil ediyorsanız zaten takipçi sıkıntınız olmaz ama daha fazla takipçiye ulaşmak için hali hazırda bilinir olmanıza gerek yok. Atacağınız doğru adımlar ile siz de zaman içinde daha fazla insana ulaşabilir ya da temsil ettiğiniz markanın sesini daha fazla insanın duymasını sağlayabilirsiniz.

Peki nedir bu adımlar?

Dan Zarrella’nın subjektif verilerle hazırladığı infografiğe göre daha fazla takipçiye ulaşmak için 5 temel prensibi benimsemeli ve uygulamalısınız.

1. Kim olduğunuzu gösterin.

Daha fazla kullanıcıya ulaşmak için kullanıcılara kim olduğunuzu söyleyin. Hesabınıza girenler sizin fotoğrafınızı, kısa biyografinizi ve web sitenizi görebilsinler.

2. Sürekli kendiniz hakkında konuşmayı bırakın.

Sürekli kendisinden bahsedenlerin fazla takipçisinin olması pek kolay bir iş değil. Daha fazla diğerkam olun, insanlara yardımcı olun, paylaşın.

3. Cevap vermiş olmak için iletişime girmeyin.

Zarrella’ya göre takipçisi fazla olan kişiler takipçileriyle iletişime daha az geçiyorlar. Bu yüzden cevap vermiş olmak için takipçilerinizle iletişime geçmemeniz öneriliyor. Şahsi fikrim bu beş madde arasında tamamen katılamayacağım tek nokta budur.

4. Uzmanlığınızı vurgulayın.

Her zaman kendinizden ve ne kadar uzman olduğunuzdan bahsetmek iyi bir fikir değil. Takipçi çekmeye çalışırken, onları kaçırabilirsiniz. Ama Twitter’da fazla takipçisi olan kişiler bazı zamanlar uzmanlıklarını belirten, çoğu zaman da attıkları mesajlarla ve yazdıkları yazılarla bu uzmanlığı destekleyen bir davranış sergiliyorlar.

5. Olumsuz olmayın.

Sürekli ağlayan, sızlayan ve şikayet eden bir kişiyseniz takipçileriniz bir süre sonra sizden uzaklaşacaklardır. Neşelenin, pozitif enerji dağıtın. Ne kadar pozitif enerji dağıtırsanız, o kadar fazla takipçiye ulaşmak için uygun bir zemin yaratmış olursunuz.

Mynet Sohbet

Twitter, Mobili Çok Önemsiyor

Sohbet Odaları

Twitter’da ikinci başkan mühendis konumundaki Michael Abbott, bu hafta katıldığı California VentureBeat Mobile Summit etkinliği kapsamında ünlü sosyal ağın mobil alan üzerindeki düşüncelerinin ne şekilde artacağına dair bilgiler verdi.

Temelde bir kısa mesaj servisi mantığıyla başlayan servisin şu an bulunduğu noktayı Abbott dikkate değer buluyor. Zira cep telefonunun bir ürünü olan kısa mesaj, temelde bir internet sitesi olarak varlığını sürdüren Twitter’ın işleviyle ciddi bir paralellik sergilemeyi sürdürüyor. Öyle ki, Twitter üzerinden gönderilen Twitter iletilerinin %40’ı mobil ürünler üzerinden gerçekleşiyor. İstatistikler de bu sayının %50’ye doğru bir artış gösterdiğini belirtiyor.

Chat Odaları

HTML5 çerçevesinde gerçekleşen çalışmalar kadar önemli olan mobil uygulamalar konusunda da büyük bir mesai harcadıklarını belirten Abbott, insanların Twitter’da keşifler yapması noktasında mobil uygulama marketleriyle paralel bir ivme halinde olduklarını dile getirdi.

Mobil uygulama ve ürünlerin Twitter’a sağladığı önemli özelliklerden biri de konum tabanlı bilgi sunma. Bu özelliği iyi bir şekilde yönlendirmek ve insanların birbirlerini daha kapsamlı “keşfetmelerini” sağlamayı hedefleyen Twitter, bu konudaki hâlihazırda kullandığı bazı yöntemleri de geliştirmeyi hedefliyor.

Son dönemlerde Twitter’ın üçüncü parti uygulamalara karşı sergilediği sert tavır konusunda da düşüncelerini dile getiren Abbott, Twitter’ın önde gelenlerinin, Twitter’ın kendi kendisini yok etmesini ortadan kaldıracak yeni çözüm ve ürünlerle birlikte temiz bir yol haritası istediklerini ifade etti.

Sansürden sonra Beşiktaş alan adı olamayacak!

Daha önce yazdığımız (1, 2) iki yazının ardından sitelerin nasıl etkileneceğini araştıralım.

Alan adları içinde xn harflerinin kullanılması da yasaklanmış. Bu harfler yasaklanınca uzun zaman Türkiye’de kullanılması için bakanların önayak olduğu, içinde ıv e ğ gibi Türkçe karakterlerin geçtiği Türkçe alan adları barındırılamaz hale geliyor.

Konuyla ilgili konuştuğumuz, alan adı satışı ve kurumsal / bireysel barındırma hizmeti sağlayan Ontek firmasının sahibi Murat Deligöz, bu gönderilen maddeyle yaşamalarının çok da mümkün olmadığını söyledi. Deligöz kendi hazırladıkları teknolojiyle 1.8 milyon internet sitesini hemen soruladıklarını, gelen yönetmelikle bunların 90 bininin hemen bugün kapatılması gerektiğini vurguladı.

Bu alan adları incelendiğinde gerçekten de internetin bütünlüğüne zarar veren yasaklamaların yaşanacağı dikkate çarpıyor. Örneğin içinde Beşiktaş geçen hiçbir alan adı içindeki üç harf yüzünden kullanılamaycak. Bu alan adlarından birkaçının örneğini vererek aslında olayın ne kadar kötü bir duruma bizi getireceğini dikkatlerinize sunalım.

inci sözlük, Facebook’un korkulu rüyası oldu…


Mynet Sohbet

İnci sözlük, Facebook’un korkulu rüyası oldu…

Geçtiğimiz yıllarda İnci Sözlük üyeleri tarafından birçok kez kandırılan Facebook benzer bir saldırıyı tekrar yaşadı.
Facebook hesabını açan kullanıcılar resim albümlerindeki rutin olan uyarı ve bilgi mesajları yerine albüm sonunda “daha fotoğrafı yok hacı” cümlesiyle karşılaştılar.
İnci Sözlük üyeleri Facebook’ta bu değişimi gerçekleştirebilmek için kalabalık olma avantajını kullanıyor.

Facebook’ta hesabı bulunan binlerce İnci Sözlük üyesi Facebook’un sayfa çevirileri için daha iyi bir tercüme önerebiliyor. Yapılan oylama sonucunda bu çeviriler arasında en çok tıklananlar otomatik olarak kabul edilip ilgili cümlenin karşılığı olarak Türkçesiyle değiştiriliyor.
Facebook geçtiğimiz yıllarda bu saldırıları önlemek için uzun bir süre Türk kullanıcılardan çeviri önerisi kabul etmemişti.

site ekle
Mynet Sohbet | Chat Odaları | Chat | Sohbet Siteleri | Dizi izle | Mynet Sohbet |